Asteroitler gerçekten ne kadar tehlikeli?

Print Friendly, PDF & Email

Koronavirüs nedeniyle bütün dünya virüsle mücadelenin yanında bir de panikle mücadele ediyor. Komplo teorilerinden beslenen insanlar ise özellikle bu zamanlarda paniğe katkıda bulunmak için başka felaket haberleri uydurup insanların endişelerini artırmaya çalışıyorlar. Buna güncel örneklerden birisi de “NASA açıkladı. Dünya’ya asteroit yaklaşıyor. Çarpma ihtimali var. Milyonlarca insan ölecek.” tarzındaki haberler. Genel olarak neticede bu tür haberlerin ardından hiçbir şey olmuyor ama bazı komplocular bugünün sık kullanılan tabiriyle tıklanma sayısını artırıp popülerlik peşinde koştuklarından amaçlarına ulaşıyorlar.

DURMUŞ SAATIN GÜNDE 2 KERE DOĞRUYU GÖSTERMESI
Komplo teoricilerini beslemenin ve büyütmenin yolu aslında çok basit. Onların uydurdukları haberlere tıklamak ve paylaşmak. Bu tür insanların hiçbir sorumluluk duygusu olmadığından uydurdukları şeylerin de doğru ya da yanlış olmasının hem kendilerinin hem de halk nezdinde bir yaptırımı olmuyor. Ancak komplocular her durumda kazanıyorlar. Şöyle söyleyeyim, bir asteroit çarpmasa, kimse bu komplocuya, “Şu tarihte şöyle yazmıştın, ama söylediğin olmadı, demek ki senin söylediklerin yanlışmış” demiyor. Komplocu da uydurduğu bir komplonun gerçek çıkmaması halinde, “Ben hatalıymışım, özür dilerim” deme ihtiyacı hissetmiyor. Sürekli uyduran ve öngörüleri tutmayan bir komplocunun, olur da bir gün söyledikleri tutarsa da gelsin flaşlar, gitsin röportajlar. Bunun bir benzerini Elazığ depreminde Tayvanlı şarlatan bir komplocunun deprem tahminleri yaptığını iddia etmesiyle görmüştük. Bu kişi Doğu Anadolu Bölgesine yönelik tahmininin tutmasının ardından birkaç gün içinde Türkiye’den yüzbinlerce takipçi kazanmıştı. Dolayısıyla ilgili kişi, bugüne kadar attığı binlerce tutmayan tweet’in hiçbir sorumluluğu olmadan tek bir tweet’in tutmasıyla insanların duygusal damarını yakalayıp meşhur olmuştu. Aynı şey astrologlar için de geçerli, öngörüleri tutmayınca herhangi bir sorumluluk almıyorlar ama olur da şans eseri biri tutarsa değmeyin keyiflerine.

DÜNYA’YA ASTEROIT ÇARPMA IHTIMALI VAR MI?
Elbette ki var. Örneğin, 65 milyon yıl önce 10 km’den daha büyük bir asteroit Dünya’ya düşerek Kretase jeolojik dönemini kapatarak, dinozorların ve o dönemde yaşayan tüm canlı türlerinin yüzde 70-80’inin yok olmasına sebep olmuştu. Bu tür büyük asteroit çarpmalarının Dünya’nın tarihi içinde birkaç kez gerçekleşip, kitlesel yok olmayı sağladığı düşünülüyor. Ancak düşen asteroitler illa ki çok büyük olup Dünya tarihini değiştirmek zorunda değil. Yakın tarihe bakarsak 15 Şubat 2013’de Rusya’nın Chelyabinsk şehrine yaklaşık 20 metre çapında bir meteor düşmüştü. Hiçbir tarama teleskobuna takılmadığından, düşeceği zaman ve yer ile ilgili herhangi bir uyarı verme

şansı olmamıştı. Meteor dünyaya çok eğik bir açıyla girdiğinden atmosferde uzun süre süzülüp yavaşlama ve parçalanarak yanma durumu gerçekleşti. Hiroşima’ya atılan atom bombasının yaklaşık 30 katı kadar bir enerjiye sahip olan meteor, enerjisinin çoğunu atmosferde inişiyle sönümlemişti. Buna rağmen, düşerken Güneş’ten daha parlak ışık saçmış ve yere çarptığında 7 binden fazla binaya zarar vererek binlerce camı kırmıştı. Bu olay can kaybına yol açmasa da 1500’den fazla kişi yaralanmıştı.

ASTEROIT ÇARPMA IHTIMALINI ÖNCEDEN TESPIT EDEBILIYOR MUYUZ?
Her zaman değil. Eğer bir asteroit önceden tespit edilmiş ve yörüngesi çıkartılmışsa elbette gelecek projeksiyonu yapılarak ileriki bir tarihte Dünya’ya yakın geçme zamanları ya da çarpma tehlikesi olup olmadığını bilebiliriz. Ancak gökyüzündeki her asteroidi tespit etmiş durumda değiliz. Örneğin, Chelyabinsk’e düşen meteor kesinlikle önceden tespit edilememiştir. Çok yüksek enerjisi olduğundan, düştükten sonra oluşturduğu süper düşük frekanslı ses dalgaları (infrasound) bütün Dünya’yı dolaşmıştır. Bu ses, o sırada Dünya’nın farklı bölgelerinde nükleer testleri tespit etmek üzere Birleşmiş Milletlerin yerleştirdiği 283 tane infrasound dinleme istasyonunun 20’si tarafından tespit edilmiştir. Neden önceden tespit edilemediğine gelince; çok küçük olması, karbon yapılı olması ve Güneş yönünden geldiğinden dolayı görülememişti.

İlk modern geniş çaplı asteroit tespiti çalışması, 1960 ile 1977 yılları arasında yapılan Palomar-Leiden (California-Hollanda) taramasıdır. O zamanların teknolojisiyle, Güneş’in doğumundan önce çektikleri fotoğraf plaklarını gün gün karşılaştırıp hareket eden cisimleri tespit ediyorlardı. Bundan sonra başka birçok uluslararası ekip, asteroitleri tespit edip kataloglamak için çalışmalar yapıyor olsa da keşfedilen asteroitlerin neredeyse yüzde 95’i NASA’nın tüm gökyüzü tarama teleskoplarıyla bulunmuştur. Özellikle WISE teleskobu ana misyonunu tamamladıktan sonra amacını asteroit keşfine çevirmiş ve 2013’den bu yana asteroit ve küçük kaya parçalarını aramaya devam ediyor.

ASTEOITLERIN KAYIT ALTINA ALINMASI
Bir asteroit keşfedildikten sonra birkaç hafta süreyle sürekli gözlemleri yapılır ve gökyüzündeki hareketi izlendikten sonra Güneş çevresindeki yörüngesi tespit edilir. Birçoğunun şekli yamuk, düzensiz patates şeklinde olabildiğinden, Güneş çevresindeki yörüngeleri hep sabit olmaz ve başka birçok farklı etkenlerden dolayı değişebilir. O nedenle asteroidi bir kez keşfedip yörüngesini çıkarttıktan sonra işimiz bitmiyor. Sonrasında da düzenli aralıkla gerek optik gerek radar gözlemleri olsun sürekli takip gözlemlerinin yapılmasının devam etmesi gerekiyor. Böylece zaman içinde tahmin edilen yörüngeden ne kadar sapmış ya da o doğrultuda gitmiş görülebiliyor ve buna göre yeniden yörünge tahmini yapılıyor. Ne kadar çok gözlem,

o kadar doğru gelecek tahmini anlamına geliyor. Onun için bir asteroidin Dünya yakınından geçmesi ile ilgili bir öngörü yayınlandığında büyük aralık verilmek zorunda kalınıyor. Örneğin 490 metre çapındaki Bennu asteroidinin bugünkü verilerle oluşturtulan yörüngesine göre 2175 ile 2199 yılları arasında Dünya’ya çarpma ihtimali binde 0.37 (yani çok düşük) olarak bulundu. Bu kadar büyük bir aralık verilmesinin sebebi önümüzdeki yıllar içinde yörüngesinde küçük sapmalar olursa bu tehlike ya tamamen ortadan kalkar ya da daha çok artar. Ancak bu kadar uzak gelecekteki bir tarih için nokta atışı hesap vermek şimdilik imkansızdır.

Asteroit gözlemleri yapan bütün uluslararası gözlemciler, bu gözlemlerini Uluslararası Astronomi Birliği’nin (IAU) Küçük Gezegen Merkezi’ne (Minor Planet Center) bildirir. Böylece her yeni gözlem kayıt altına alınır ve gelecek yörünge öngörüsünde kullanılmak üzere veriler toplanır. Bu verilerle beraber NASA’nın radar ve optik gözlemlerinin de eklendiği ve görsel yörünge analizlerini takip edebileceğiniz bir yer de NASA/JPL’in CNEOS (https://cneos.jpl.nasa.gov/) (Center for Near Earth Object Studies) web sitesidir. NEOWISE projesinde çalışan Carrie Nugent’in Asteroid Hunters kitabının bu detayları güzelce özetlediğini belirteyim.

Başlangıçta bahsettiğimiz komplo teoricilerinin beslendikleri yer de bu web sitesidir. Burada, bilinen bütün asteroitlerin Dünya’ya yakın geçişlerinin listesi sunuluyor. Sitedeki sayıları okumayı bilmeyen kişiler, buradaki bir asteroidin ismini alıp Ay’dan 20 kat daha uzaktan geçecek olsa bile “tehlike çanları çalıyor” diye abartarak komplo teorisi üretiyorlar. Site gerçekten de NASA’nın sitesi olduğu için sanki özellikle NASA, bu asteroit için açıklama yapmış gibi “NASA açıkladı” şeklinde yalan haber üretiyorlar. Tabii bunun gerçekle bir ilgisi yok.

2005 yılında ABD Kongresi, 2020 yılının sonuna kadar NASA’nın 140 metreden büyük asteroitlerin en az yüzde 90’ını bulması görevini verdi. Bunların da Dünya’ya çarpma ihtimallerini tespit edip, önceden uyarı sistemi geliştirilmesi yönünde çalışmaların başlamasını öngördü. Bugün bu hedefe çok yaklaşılmış olsa da asıl hedef küçük/büyük bütün asteroitlerin keşiflerinin yapılmasıdır. Çünkü 20 metrelik Chelyabinsk’e düşen bir kaya bir parçası bile bu kadar etki yapıyorsa, daha dik açıyla, daha yoğun ve biraz daha büyük bir asteroit bir şehre büyük zarar verebilir ve can kaybına sebep olabilir. Neil deGrasse Tyson’ın dediği gibi, dinozorların kendilerini kurtaracak bir uzay programı yoktu ama bizim var. Tehlike gelmeden kendimizi korumayı bilmeliyiz.



Bu yazı Popular Science Turkiye Dergisi için yazılmıştır, dergi sayfalarını indirmek için pdf’i tıklayınız.

Yıldız Günlükleri (Popular Science Turkiye – Mayıs 2020)

İLGİLİ