NASA’nın DRAGONFLY Misyonu: Titan’da yaşam arayacak drone

Print Friendly, PDF & Email

NASA, Satürn’ün en büyük uydusu Titan’a Dragonfly isimli bir drone göndereceğini açıkladı. Titan, Güneş Sistemi’nde Dünya dışı yaşam aramak için ilk akla gelen yerlerden, bu nedenle Dragonfly misyonu büyük heyecan uyandırdı. 

Dragonfly adı verilen drone NASA tarafından Yeni Sınırlar (New Frontiers) programı dahilinde seçildi. Bu program Juno (Jüpiter), New Horizons (Plüton) ve OSIRIS-REx (Bennu asteroidi) gibi yüksek bütçeli, uzak cisimlerde büyük sorulara büyük cevaplar almayı hedefleyen çalışmaları kapsıyor. Büyük heyecan duysak da sabırla beklememiz gerekecek. Çünkü şu anki planlara göre Dragonfly misyonun 2026’da fırlatılıp 2034’te Titan’a varması bekleniyor. 

Hollandalı astronom Christiaan Huygens tarafından 1655 yılında keşfedilen Satürn’ün en büyük uydusu Titan, çok yoğun atmosferiyle eğer uydu olmasaydı çok ilginç bir gezegen olurdu diyebileceğimiz özelliklere sahip. Bir zaman makinesi yapıp Dünya’nın ilk oluşum anlarında nasıl bir ortama sahip olduğunu, ya da canlılığın nasıl ortaya çıktığını gözlemleyemeyiz. Titan üzerinde bulunan sıvı su ve sıvı metan gölleri bize özellikle Dünya’nın 4 milyar yıl önceki erken dönemlerinin koşullarını veriyor. Bu göllere ait görüntüleri daha önce Cassini uzay aracı vermişti. Titan, azot tabanlı bir atmosfere sahip olduğundan, Güneş’ten gelen mortesi ışıkla beraber bazı organik molekülleri atmosferde oluşturup kar şeklinde yüzeye düşürüyor. Dünya’da nasıl su bulutları su yağmurları meydana getiriyorsa, Titan’da da metan bulutları metan yağmuru yağdırıp metan göllerinin oluşumuna katkıda bulunuyor. Dolayısıyla bu özel maddeler var olunca Dünya’da hayatın oluşması gibi, Titan’da da yaşama ait kanıtlar bulma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülüyor. 

Satürn-Titan ikilisi Güneş’e 1.4 milyar kilometre uzaklıkta bulunduğundan yüzey sıcaklığı -179 C derece. Doğal olarak bu kadar soğuk bir ortamda yaşamın oluşması ve sürdürülmesi düşünülmüyor. Ancak Cassini, Titan çevresinde görev yaptığı sırada kütle çekim ölçümleri ile yüzeyindeki buz kabuğunun daha aşağılarında büyük sıvı okyanuslar olduğunu tespit etmişti. Bu okyanuslar çok derinlerde olabilir, hatta yüzeyin yaklaşık 100 kilometre altında olabilir. Ancak bu okyanusların, içindeki bileşenler, yoğunluğu ve kaç derece sıcaklığa sahip olduğu bilinmese de kimyasal enerji kaynaklarıyla ve organik moleküllerle, yüksek basınç ve düşük sıcaklık ortamında bazı yaşam formlarının oluşumuna ihtimal veriliyor. Tabii bu yaşam formları yüzey altında sıvı ortamda oluşabileceği iin bunların bir şekilde yüzeye çıkıp Dragonfly’ın tespit edebileceği menzile girmesi gerekiyor. 

Titan daha önce ziyaret edilmemiş bir yer değil. 15 Kasım 2017’de Satürn’e düşürülen ve öncesinde Satürn çevresinde 13 yıl boyunca görev yapan Cassini uzay aracı, yanındaki Huygens modülünü Titan’a taşımıştı. 14 Ocak 2005 yılında Titan yüzeyine inen Huygens, iniş sırasında atmosferden geçerken Titan atmosferinin kompozisyonu ve neye benzediği konusunda çok önemli bilgiler verdi. Avrupa Uzay Ajansı tarafından üretilen Huygens modülü, Titan’daki ilk ve tek araç olduğundan onun gönderdiği bütün bilgiler bu yeni misyonun planlanmasında temel teşkil ediyor. Huygens modülü, paraşütleriyle iyice yavaşlatılıp havada süzülerek atmosfer yoğunluğu, rüzgar, sıcaklık ölçümleri yapmıştı. Yere konduktan sonra çok kısa bir süre çalışması beklense de 90 dakika daha ölçüm yaptı ve misyon sonlandı. Dolayısıyla az da olsa Titan yüzeyinin neye benzediği konusunda bilgi sahibiyiz. 

Dragonfly bir drone araç olarak tasarlanıyor. Titan’ın atmosferi Dünya’dan dört kat daha kalın olduğundan havada tutunması Dünya’dakinden daha kolay olacak. Tabii drone dediysek Dünya’daki gibi küçük değil, bir otomobil veya helikopter büyüklüğünde bir araç düşünmeliyiz. Sekiz rotor ile uçacak olan dronedaki her bir pervane yaklaşık bir metre uzunluğunda. Yerden dört kilometre kadar yükseğe çıkabilmesi beklenen ara, saatte 36 kilometre hız yapabilecek. 

Organik Bileşikler

Misyonun en önemli görevi, bilim enstrümanları ile Titan’da organik bileşikler arayıp yaşam olasılığını araştırmak. Dragonfly ilk olarak ekvator bölgesindeki Shangri-La ismindeki kum araziye inecek. Buranın Afrika’nın güneyindeki çöllere benzediği düşünülüyor. İniş yaptıktan sonra her seferinde isterse sekiz kilometre civarında yol giderek bölgedeki kumu incelebilecek. Her seferinde ne kadar ilerleyeceği tamamen misyonda çalışan bilim insanlarına bağlı. Yani bir bölgeyi inceledikten sonra 50 metre ileride ilgin bir şey görürse oraya gidecek, mutlaka uzun mesafeler kat etmek zorunda değil. Kum içerisinde organik moleküller var mı, atmosferden bu kum çölüne yağış olarak ne düşüyor gibi soruları cevaplamaya alışacak. 

Misyonun son hedef noktası Selk Krateri olacak. Bu, bir çarpma krateri; çok önceleri bir meteor çarparak yüzeyi kaldırmış ve aşağısındaki farklı bileşenleri ortaya çıkarmış olabilir. Dolayısıyla burada bulunan tarihi sıvı gölde, içinde karbon, hidrojen, oksijen, azot gibi atomları bulunduran organik moleküller bulunabileceği iin yaşam oluşma ihtimali vardır diyebiliriz. 

Titan’da 2.7 yıl boyunca araştırmalar yapması planlanan Dragonfly her şey yolunda giderse en az 175 kilometre yol kat etmiş olacak. Tabii genel olarak NASA misyonları daha kısa süreli planla gönderilir, ama ara hala orada sağlamsa misyon uzar. Arata tekerlek olmadığı iin Mars robotları gibi dolaşamayacak. Uçarak hareket edeceği iin bugüne kadarki bütün Mars roverlerından daha uzun mesafe kat edecek. 

Titan genel olarak çok soğuk olduğundan elektronik aksamın çalışması için belli bir sıcaklıkta olması gerekiyor. Bu nedenle bilim enstrümanları açıkta değil, koruyucu bir katmanın altında kalacak. Bu kadar büyük ve Güneş’ten bu kadar uzakta olan bir aracın enerjisi için Güneş panelleri düşünülemezdi, o nedenle araç enerji elde etmek için RTG, yani nükleer yakıt kullanacak. Araç durduğu zaman pillerini RTG ile şarj edecek, dolduktan sonra da yine hedefine gitmeye devam edecek. Araçta sürekli atmosfer durumunu ölçen bir meteoroloji istasyonunun yanında bir de sismograf olacak, böylece sismik aktivite (depremler) sayesinde Titan’ın buz katmanlarının kalınlığını tespit edilmeye alışılacak. Başka bir enstrüman da bulunduğu bölgedeki kum paracıklarının ne kadar yoğun olduğunu anlamaya alışacak. Bunun için pervanelerinden sadece birisi çalıştırılarak yerdeki kumu kaldıracak. 

Dragonfly, bizlere hayatımızın en büyük sorusunun cevabını verebilir. Dünya dışında, herhangi bir yerde Dünya’dan bağımsız olarak yaşam başlayabilir mi, nasıl başlar, Dünya’daki yaşama benzer mi? Cevaplar için bir süre daha beklememiz gerekecek.

Bu yazı Atlas Dergisi için yazılmıştır, dergi sayfalarını indirmek için pdf’i tıklayınız.

Uzay Atlası (Atlas – Ağustos 2019)

İLGİLİ