Hindistan Chandrayaan-2 ile yine Ay’da

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Okunma Süresi: 5 dakika
Print Friendly, PDF & Email

Hindistan son yıllarda son yıllarda uzaya olan yatırımları ve projeleriyle dikkat çekmeye başladı. Kısa adı ISRO olan Hindistan Uzay Araştırmaları Kurumu, 1969 yılında kurulmuş ve ilk uydusu Aryabhatta’yı 1975’te bir astrofizik araştırma teleskobu olarak uzaya göndermişti. 

Sonrasında gerçekleştirdiği Dünya çevresinde dolanan birçok başarılı misyonun ardından hedefini daha da uzaklara dikti. 2008 yılında Ay yörüngesine gönderdiği Chandrayaan-1 ve 2013 yılında Mars yörüngesine gönderdiği Mars Orbiter Mission (MOM) misyonları ile de Dünya yörüngesinden uzaklarda birçok bilimsel keşfe imza attı. 

Chandrayaan-2 misyonu, bir yörünge uzaktan algılama ve görüntüleme aracı olmasının yanında, hem iniş modülü ve hem de yüzeyde dolaşacak olan bir rover robot ile birlikte gayet kompleks bir üçlü kombine misyon olarak tasarlandı. Misyonun zorluğundan dolayı 2007’de uluslararası işbirliğine gidilip, iniş modülünün Rusya Uzay Ajansı (Roscosmos) tarafından yapılması kararlaştırıldı. 2009’da dizayn aşaması bitmiş ve aracın inşa süreci başlamıştı. Ancak 2013 yılında Hindistan grubunun bütün parçaları yetiştirmesi ama Rusya grubunun iniş modülünü bitirememesi nedeniyle fırlatma 2016’ya ertelendi. Bunun sebebi, ne yazık ki Rusya’nın, Mars’ın Phobos uydusuna iniş yapıp oradan toprak numunesi getirtmeyi planladığı Phobos-Grunt misyonunun Aralık 2011’de başarısız olmasıydı. Böylece iniş modülünün bütün dizayn ve parçaları baştan sona yeniden değerlendirme sürecine girdi. Benzer iniş modülü tekniği kullanması planlanan Chandrayaan-2’nin iniş modülü de bu değerlendirme sürecinin uzaması sonrasında motivasyon düşüklüğü ve Rusya’daki bütçe sorunları nedeniyle, Rusya’nın tamamen çekilmesine neden oldu. Dolayısıyla yalnız kalan Hindistan, sıfırdan bir iniş modülü tasarlamak ve üretmek zorunda kaldı. Misyon çok daha gecikerek ancak 22 Temmuz 2019’da fırlatıldı. 

Ay’daki su buzu keşfi 

ISRO’nun Chandrayaan Ay programının ilk aracı olan Chandrayaan-1, 22 Ekim 2008’de fırlatılmış ve 8 Kasım’da Ay yörüngesine girip, neredeyse bir yıl boyunca Ay çevresinde dolanarak görev yapmıştı. Aslında Hindistan’ın Ay’ın güney kutbuna olan merakı bu ilk uydusundan beri devam ediyor. Bu araçla beraber “Ay Çarpma Aracı” (Moon Impact Probe) isimli küçük bir araç da gönderilmiş ve bu araç Ay’ın güney kutbuna kontrollü bir şekilde çarptırılmıştı. Bu çarpışmanın amacı, yüzeydeki tozu kaldırıp, toprağın altında neler olduğunu Chandrayaan-1 yörünge aracının bilim enstrümanlarıyla gözlemleyerek araştırmaktı. Eylül 2009’da yayınladıkları sonuçlara göre, Chandrayaan-1’in gözlemleri neticesinde Ay’ın kutuplarında katı su buzu keşfi yapıldı. 

Ay’ın güney kutbu neden önemli? 

En beklediğiniz cevabı vereceğim: Su. En son gözlemlerde Ay’ın güney kutbundaki bazı kraterlerin hiç güneş  ışığı almayıp sürekli gölgede kalmalarından dolayı kraterlerin içindeki yüzey üzerinde su olduğu bulundu. Bu çok ilginç bir gözlemdi. Çünkü Ay’ın kendi ekseni etrafındaki dönüşü çok yavaş yani 27 gün olduğundan dolayı, her bölge tam 2 hafta Güneş ışınlarına direkt maruz kalıp +130 C dereceden daha yüksek sıcaklıklara erişiyor ve gece olan tarafı da iki hafta boyunca -170 C derecenin çok altına inebiliyor. Dolayısıyla gündüz vakitlerinin bu denli yüksek sıcaklıklara ulaşmasından dolayı buralarda bulunacak suyun bu zamana kadar çoktan buharlaşmış olması gerekiyordu. Ancak özellikle güney kutbundaki bazı kraterlere Güneş ışınları düşük bir açıyla çarpıyor, böylece kraterlerin bazı köşeleri tamamen gölgede kalıp hiçbir zaman Güneş ışığına maruz kalmıyorlar ve dolayısıyla su bulunabiliyor. Yüzey üzerinde suyun bulunmasının gelecekteki insanlı misyonlar için de kalıcı istasyonların kurulacağı yer olarak önem teşkil ediyor olması da ayrı bir   konu. 1960’ların sonundaki NASA’nın insanlı Ay yolculuklarında hedef hep ekvator bölgesine iniş yapmaktı, ancak şu anda NASA’nın yeni Artemis projesinde de Ay’a iniş yapılacak yerin Ay’ın güney kutbu olması, bu bölgenin önemini ortaya koyuyor. 

Chandrayaan-2’ye ne oldu? 

Apollo yolculuklarından hatırladığımız Dünya’dan fırlatıldıktan sonra direkt Ay’a gitmek üzere roketleri ateşlemek yerine Chandrayaan-2, Dünya’dan ayrıldıktan sonra düşük maliyetli bir Ay yolculuğu yaptı. Buna göre, uzay aracı fırlatıldıktan sonra Dünya’nın yörüngesine giriyor, Dünya’nın çevresinde tur atıp hızlandıktan sonra bir yerde kısa bir süre dışa doğru roket ateşlenip Dünya çevresindeki yörüngesi genişletiliyor. Her seferinde biraz daha genişletilerek Ay yörüngesine çok yaklaşınca son bir manevra yapılarak Ay’ın yörüngesine sokuluyor. Örneğin bu son manevra için 29 dakika boyunca motorlar ateşlendi. İsrail’in Beresheet aracının da kullandığı bu yöntemle Ay’a varmak daha uzun sürüyor, (neredeyse 1 ay sürdü) ancak bu şekilde çok az yakıt kullanılarak, tamamen yörünge mekaniğinin güzel bir özelliği ile çok düşük maliyetli bir şekilde Ay’a ulaşılabiliyor. 20 Ağustos 2019’da Ay yörüngesine giren Chandrayaan-2 misyonu, Ay yüzeyinden yaklaşık 100 km yüksekte kutuptan kutba dolanan bir yörüngede hareket ediyor ve üzerinde bulunan sekiz bilim enstrümanı ile bilimsel gözlemler yapıyor. Ancak daha önce belirttiğim üzere, Chandrayaan- 2 misyonu üç kollu bir misyon: Yörünge aracı, Vikram iniş modülü ve Pragyan yüzey robotu. 

İniş nasıl gerçekleşti? 

Chandrayaan-2 Ay yörüngesine girdikten sonra Vikram modülü, yumuşak iniş yapmak üzere araçtan ayrılıp daha düşük bir Ay yörüngesine sokuldu. Burada uzaydan yüzeye iniş yapmayı, yukarıdan aşağı direkt iniş şeklinde düşünmemek gerek. Ay yörüngesinde sürekli daralan yörüngeler çizerek yüzeye yaklaşılır ve bir noktadan sonra son manevra ateşlemesi yapılıp aşağı yönlendirilir. Vikram modülü, 6 Eylül’de iniş yapmak üzere görevlendirildi. Bütün iniş ve konma dizisi, insan müdahalesi olmadan Vikram üzerindeki bilgisayarlar tarafından otomatik olarak yapılacaktı. İniş yapılacak yüzeye 2.1 km kala, modül beklenen yörüngesinden saptı ve sonrasında iletişim tamamen kesildi. Son gelen telemetri verisine göre, son 330 metre yükseklikte Vikram’ın hızı saatte 210 km’yi gösteriyordu. Modülün yüzeye çarptığı anda bacakları tepede tamamen ters bir şekilde durduğu tahmin ediliyor. Her ne kadar yaklaşık 12 derecelik eğimli yüzeylere bile iniş yapabilecek şekilde dizayn edilmiş olsa da, Dünya ile iletişim kuracak antenleri aracın üst kısmında bulunduğundan büyük ihtimalle ya parçalanmıştır ya da yönü ters olduğundan iletişim kurmaya izin vermiyordur.   

İndi mi, çakıldı mı? 

Böyle bir hızla yüzeye inen aracın haberini yapan basın kuruluşları “çakıldı” (crash-landed) terimini kullanınca, ISRO Başkanı da “yıkılmadık, ayaktayız” dercesine çakılmak yerine “sert iniş” (hard-landed) yapmak tabirini kullandı. Misyonun bu iniş kısmı başarısız olsa, Chandrayaan-2’nin yörünge aracı ve bilim enstrümanları çalışıyor olduğundan misyon kısmi olarak başarılı diyebiliriz. Bu iş burada bitecek mi? Elbette hayır. Sütten ağzı yanan Hindistan, Chandrayaan-3 Ay misyonunu bu sefer Japon Uzay Ajansı JAXA ile beraber yapacak. 2024 yılında yine Ay’ın güney kutbuna yollayacağı araçta, numune toplayıp analiz edecek robotun yanında, bazı numuneleri de Dünya’ya geri getirmesi planlanıyor. Bu tür durumlarda kişisel düşüncem, özellikle ilk misyonların başarısız olması durumunun genellikle daha iyi olduğu yönünde. Çünkü önceki olumsuz tecrübenin bir sonraki misyonda başarılı olmak için ekibi kamçıladığını düşünüyorum. Devlet destekli, direkt maddi kazanç olmayan misyonlar ilk seferde başarılı olunca, “demek ki yapabiliyormuşuz” denilip sonrasında devamı gelmeyip, tümüyle vazgeçilebiliyor. Umuyorum bu durum Hindistan’ı daha çok motive eder ve gelecek misyonlar için daha çok kapı açar.   

Bu yazı Popular Science Turkiye Dergisi için yazılmıştır, dergi sayfalarını indirmek için pdf’i tıklayınız.

Yıldız Günlükleri (Popular Science Turkiye – Ekim 2019)

İLGİLİ