NASA’nın OSIRIS-REx Misyonu: Bennu asteroidinin dumanları

Print Friendly, PDF & Email

OSIRIS-REx aracı iki yıllık yolculuğun ardından uzaya dumanlar saçan Bennu asteroidine ulaştı ve dünyaya çok ilginç keşif haberleri göndermeye başladı.

Aralık 2018’den beri Bennu asteroidinde araştırmalar yapan NASA’ya ait OSIRIS-REx misyonundan çok ilginç bir keşif haberi geldi. Sadece 492 metre çapında olup, büyük oranda karbon içerikli elementlerden oluşan asteroidin yüzeyinden dışarı doğru parçacıkların duman şeklinde fışkırdığı (plumes) keşfedildi. 6 Ocak’ta görülen ilk fışkırmanın ardından, sonraki iki ay boyunca sürekli yüzey gözlemi yapıldı ve daha fazla duman gözlenerek teyit edildi. İlk olarak yüzeye yaklaşık olarak 1.6 kilometre yakınlıktan fotoğraf çekerken dumanların araca zarar vermesinden endişe edilse de sonradan dumanın bir etkisi olmadığı anlaşılınca yakından fotoğraf çekimine devam edildi.

Öyle ki, yukarı fışkıran bazı maddelerin asteroidin yörüngesine girip yeniden yüzeye düşebilmeleri bile uzay aracı ile takip edildi. Asteroit kuşağında sadece küçücük bir kaya parçası olduğu tahmin edilen Bennu’da bile bu şekilde aktif hareketlerin gözlemlenmesi, bizim Güneş Sistemi oluşum teorilerini yeniden gözden geçirmemiz anlamına gelebilir.

OSIRIS-REx misyonu, Jüpiter’e giden Juno ve Plüton’un ötesine giden New Horizons misyonu gibi büyük projeleri içinde barındıran NASA’nın Yeni Ufuklar (New Frontiers) programında bütçelenen uzay araçlarından birisi. 8 Eylül 2016’da uzaya fırlatılan OSIRIS-REx, iki yıllık bir yolculuğun ardından 3 Aralık 2018’de Bennu asteroidine vardı. Bennu, her ne kadar Dünya’ya yakın asteroitlerden birisi olsa da, yolun bu kadar uzun sürmesinin nedeni, Bennu asteroidinin bulunduğu yörüngenin Dünya-Güneş düzlemine göre eğik olması ve küçük olduğundan dolayı da düşük kütle çekimi sebebiyle yörüngesine girebilmesi için uzun süre boyunca yavaşlaması gerekmesi.

OSIRIS-REx, asteroidin yörüngesine girmesine bir gün kala, tayf enstrümanları ile hemen yüzeyin gözlemini yapmaya başlandı. Tayf gözlemleri bize gözlem yapılan bölgedeki atom, molekül ve minerallere ait izleri ve bunların bollukları ile ilgili bilgiler verir. Özellikle 2.7 mikron dalgaboyunda yapılan ilk yüzey gözlemleri NASA’yı en mutlu eden moleküllerden birinin keşfedilmesine neden oldu: Su. Aslında tam olarak su içeren mineraller demek daha doğru olur (hydrated minerals). Bu tayf, nereye bakılırsa bakılsın her yönde tespit edildiğinden dolayı, su içeren minerallerin geniş çaplı bir alanda bulunduğu ortaya çıktı. Bu keşfin önemi; eğer su içeren minerallere rastlanıyorsa, daha önceden toprağın su ile etkileşimde olduğunu bilmemiz için ve dolayısıyla asteroitte su izi bulmak için bize bir sebep vermesi.

OSIRIS-REx, çok zor ve uzun süren yörünge manevraları sonrasında Bennu’nun yörüngesine 3 Aralık günü girdi. İlk günden beri sürekli Bennu’nun çevresinde dolanarak detaylı haritalandırma yapıyor. Ancak bu yeni fotoğraflarda ikinci bir sürpriz daha ortaya çıktı. Takımın yayınladığı makaleye göre Bennu’nun yüzeyinin aşırı pürüzlü ve kayalık olduğu bulundu. Aslında bu sonuç beklenilenin tam tersiydi, çünkü misyon planlanmadan
önce Dünya’dan yapılan teleskop ve radar gözlemlerinden gayet düz bir yüzey olması bekleniyordu. Bu daha önceden elde edilen verilerin yanlış bir model ile yorumlanması nedeniyle oldu. Dolayısıyla Bennu’dan gelecek veriler ile beraber küçük, kayalık asteroit yüzeylerinin yapısı hakkında yeni modeller geliştirmek mümkün hale gelecek.

Daha önceden sadece uzaktan yapılan gözlemlerle belirlenen Yarkovsky etkisi hakkında da direkt gözlem yapma şansı bulundu. Yarkovsky etkisi, asteroitlerde görülen ilginç bir olaydır. Asteroitler kendi ekseni etraflarında dönerken Güneş’ten aldıkları ısı asteroidin bir tarafını aşırı ısıtırken, diğer yüzü aşırı soğuk kalıyor. Dönme sırasında bu hızlı sıcaklık değişimi, asteroidi yörüngesinden hafifçe saptırıyor. Gözlemlerden elde edilen yeni hesaplara göre, Bennu’nun kendi çevresinde dönme süresi her 100 yılda bir saniye azalıyor.

OSIRIS-REx misyonunun en önemli görevlerinden birisi de yüzeyden numune alıp, Dünya’ya getirmek olacaktır. İlk planlara göre 25 metre çapında düz bir yüzey bulup oraya iniş yapacaktı. Ancak öngörülenin tersine asteroit aşırı kayalık bir yüzeye sahip olduğundan şimdilik numune toplayacağı herhangi bir yer bulunamadı. Haritalama devam ettiğinden ilk planlanandan daha küçük bir çapta düz bölge aranacak. İniş için planlanan tarih olan Temmuz 2020’ye kadar uygun bir yerin bulunacağı tahmin ediliyor.

DÜNYA’YA NUMUNE GETİRECEK

OSIRIS-REx, üzerinde Dünya’ya numune getirecek bir hazne de taşıyor. Bir robot kolun ucunda olan numune haznesi (Touch-and-Go TAG) bütün araçla beraber yavaşça Bennu’nun yüzeyine doğru yaklaşacak ve hafifçe yüzeyine dokunacak. Özellikle yüzeye yakın bir anda aracı daha da yavaşlatmak için itici roketler kullanılmayacak, çünkü roketlerin toprağı yakıp kirletme tehlikesi var. Onun için zararsızca yaklaşıp asteroide dokunduğu anda yere doğru azot gazı basarak yerdeki tozu yukarı kaldıracak ve bu toz hazneye dolacak. Toplamda beş saniye gibi çok kısa bir süre içinde gerçekleşecek olan bu olay sonrasında OSIRISREx yeniden havalanacak ve yeniden yörüngeye girecek. Her ne kadar haznesi iki kilograma kadar numune alabilse de sadece 60 gram toz topladığı anda misyon başarılı sayılabilir. Burada önemli olan soru, araç kaç gramlık numune topladığını nereden bilecek? Eminim ki bir tartı ile ölçer diye düşünebilirsiniz, ama bu iş o kadar kolay değil. Numune haznesi OSIRISREx’in kolunun tam ucunda bulunuyor. Numune için iniş yapıldıktan sonra, araç bu kol tamamen açık bir vaziyetteyken dönecek. Böylece ilk olarak daha önceden yeri bilinen kütle merkezinin ne kadar değiştiği hesap edilecek. Buradan da toplanan numunenin kaç gram olduğu kolayca anlaşılacak. Eğer araç yeterince toz toplamadıysa yeni bir vur-kaç taktiği ile yine Bennu’ya iniş yapmak zorunda kalacak.

Özellikle Bennu gibi asteroitler 4.5 milyar yıl önce Güneş Sistemi’nin ilk oluştuğu zamandaki gibi kalabiliyor. Böylece Güneş Sistemi ve gezegenler nasıl oluştu, diğer yerlerde yaşam potansiyeli olabilir mi gibi soruların yanı sıra asteroitlerin genel olarak yapıları da zaman içerisinde araştırma konusu olacak. Bu önemli tarihsel soruların yanında da bu tür asteroitlerin bize zarar verebilme potansiyelleri de hâlâ büyük bir soru olarak öğrenilmeyi bekliyor

Bu yazı Atlas Dergisi için yazılmıştır, dergi sayfalarını indirmek için pdf’i tıklayınız.

Uzay Atlası (Atlas – Nisan 2019)

İLGİLİ