Uzay Turistleri Yola Çıkıyor

Print Friendly, PDF & Email

Uzay yolculuğu konusunda çalışan özel şirketlerden Blue Origin, Nisan ayında önemli bir deneme gerçekleştirdi. Her şey yolunda giderse bu sene içinde ilk uzay turistleri kısa süreliğine de olsa uzaya çıkıp geri gelme deneyimi yaşayabilir.

Neredeyse her hafta SpaceX’in uydu fırlattığını duyuyoruz. Bunun yanında deneysel amaçlı üretmeye çalıştığı, gelecekte Ay, hatta Mars gibi uzak hedeflere insan taşıyacak araçlarının testlerini (son zamanların en pahalı havai fişek gösterisi şeklindeki Starship roketlerini patlamalarını!) izliyoruz. Elbette uzaya gitme planları olan tek özel şirket SpaceX değil, başkalarının emeklerini de unutmamak gerek. Sessiz, derinden ama emin adımlarla yürüyen Blue Origin de onlardan biri. SpaceX’den iki yıl önce 2000 yılında kurulan şirket, Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un oyuncak şirketlerinden biri olarak işe başlamıştı. Milyarder Bezos belki kendi çocukluk hayalini gerçekleştirmek istemişti. Ama artık şirket büyüdü ve bugün binlerce çalışanı olan bir uzay şirketi haline geldi.


Blue Origin’in New Shepard roketinin NS-15 numaralı test fırlatması 14 Nisan 2021’de Batı Teksas’ta yapıldı. Roket, içindeki mankenlerle uzay sınırını geçip 106.3 kilometre yukarıya çıktı ve dikey inişle yere dönmeyi başardı.

14 Nisan 2021’de yapılan New Shepard roketinin NS-15 numaralı 15’inci test fırlatması, Blue Origin’in ticari uzay çalışmaları açısından önemli bir kilometre taşıydı. Test sonucunda manken taşıyan altı kişilik kapsülünü 106.3 kilometre yukarıya taşıdı ve hem roketi dikey inişle geri indirdi, hem de gelecekte insan taşıyacak kapsülü sağlam şekilde paraşütlerle yere kondurdu. Rokette insan yoktu, ama bu testi sanki insan taşıyormuş gibi bütün prosedürleri tek tek uygulayarak gerçekleştirdiler.

Blue Origin personeli önce yolcu adaylarını karşılayarak fırlatma kulesine götürdü, koltuklarına oturtup kemerlerini bağladı. Sonra herkesin koltuklarından misyon kontrol ile iletişim test edildi ve sanki fırlatılacakmış gibi kapsül
kapatıldı. Tabii fırlatmadan hemen önce geri sayım durduruldu, gerçek insanlar dışarı çıkarılarak yerlerine mankenler yerleştirildi. Sonra geri sayım devam ettirilerek roket uzaya fırlatıldı. New Shepard’ın uzaya çıkıp Dünya’ya geri dönmesi toplam 10 dakika sürdü. Blue Origin’in amacı, gerçek bir uzay turizmi seyahatinde neler yaşanacağını adım adım planlamak ve test etmekti. Çünkü her şey yolunda giderse bu sene içinde ilk gerçek uzay turizmi yolculuğu gerçekleşecek.

New Shepard ile astronot olma imkânı bulunmayan orta çaplı zenginlerin uzay tecrübesi yaşamasını sağlamak amaçlanıyor. Tabii bu, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda günler geçirileceği anlamına gelmiyor; çok daha kısa süreli bir yolculuk söz konusu olacak. Planlara göre, bilet ücretini ödeyen yolcular öyle uzun astronot eğitimlerinden de geçmeyecek. Üç gün öncesinden brifingler alarak karşılaşacakları sorunlar ve yaşayacakları deneyim hakkında bilgi alıp eğitilecekler. Sonrasında da doğrudan rokete!

Yolcuların bulunacağı kapsülün içi uzay mekiklerinin, ya da uçakların kokpitleri gibi yüzlerce komuta düğmesi ve uyarı ışıklarıyla kaplı değil. Bu kapsülü, içinden etraftaki manzarayı izlediğimiz teleferik gibi bir mekân olarak düşünmek daha doğru olur. Uzay turistleri bu roketle, yaklaşık dört dakika içinde uzayın sınırı olan 100 kilometreye çıkacak. Yaklaşık 10 dakika kadar hem ağırlıklarını hissetmeyecekler, hem de mavi gezegen Dünya’nın eğimine bakıp kendilerini mutlu ve ayrıcalıklı hissedecekler. Sonra her güzel şey gibi bu da sona erecek; kapsül yavaş yavaş aşağı doğru süzülecek, yere yaklaşık 1.5 kilometre kala paraşüt açılacak ve hızı daha da yavaşlatılacak, en sonunda da toprağa yumuşakça çarpacak. “Yumuşakça” dediğime bakmayın, kapsülün iniş videolarını izlerseniz bayağı sarsıntılı geçtiğini hissedebilirsiniz. Ama mühendislerin açıklamalarına göre hem kapsülün tabanında, hem de koltukların altında çarpışma sönümleyiciler var. Belki de bu his, adrenalin parklarındaki insanların yaşadığı heyecan gibi bir etki yapabilir.


“Uzay turistleri”, roket tarafından taşınan ve ardından paraşütle dünyaya inen kapsül içinde yolculuk edecek.

Blue Origin’in yörünge-altı uzay turizmi macerası kısaca bu şekilde ilerliyor. Her şey yolunda giderse bu sene ilk insanlı fırlatmayı gerçekleştirecekler, sonrasında da herhalde bilet ücretini ödeyenlere bu eşsiz deneyimi yaşatacaklar.

BLUE ORIGIN’İN KISA TARİHİ

Blue Origin her ne kadar 2000’de kurulmuş olsa da uzay şirketlerinin büyümesi ve başarılı roket denemeleri yapması, çok yüksek fonlara ve uzun çalışmalara ihtiyaç duyuyor. Şirketin ilk roketlerinden New Shepard, ilk geliştirme testini Nisan 2015’te yapmış ve neredeyse uzay sınırına yaklaşarak 93.5 kilometreye ulaşmıştı. Dikey inişi ilk başaran şirket SpaceX diye düşünsek de aslında bunu ilk başaran Blue Origin’di.

23 Kasım 2015’te New Shepard roketi ikinci kez uzaya gönderildi ve 100.5 kilometreye çıkarak, dünya ülkelerinin genelinin kabul ettiği uzay sınırı olan 100 kilometre yukarıdaki Von Kármán sınırını aştı. Roket daha sonra dikey olarak başarılı bir şekilde yere indirildi. SpaceX ise ilk başarılı uzaya çıkıp dikey inişini bundan bir ay sonra 22 Aralık 2015’te gerçekleşmişti.

Blue Origin uzay tarihinin öncülerine verdiği değeri, isimlerini roketlerine vererek gösteriyor. Örneğin New Shepard, uzaya çıkan ilk Amerikalı astronot Alan Shepard’ın adını taşıyor. 2022’de yörüngeye yük çıkarmayı amaçladığı daha büyük ve geri dönebilen New Glenn roketi ise adını, uzayda yörüngeye giren ilk Amerikalı astronot John Glenn’den alıyor.

Blue Origin, biraz da Jeff Bezos’un çocukluk hayali olan yörüngede otel kurma ve insanları bu otele taşımayı, uzayda hizmet ve eğlence sektörünün gelişmesini amaçlıyor. Uzay turizmi hedefi sebebiyle, çok daha büyük ihalelerin döndüğü ABD’nin savunma ve askeri fırlatmaları için oluşturulan fırsatları değerlendirmedi. Gelecekte karar değiştirir mi bilemiyorum, çünkü Jeff Bezos, Blue Origin’i yılda 1 milyar dolar civarı kişisel servetinden fonluyor. Uzay turizminden kâra geçerse bu durum ortadan kalkabilir.

Blue Origin, sadece yörünge-altında uzay turizmi amaçlamıyor. Alçak yörüngeye 45 ton taşımayı planladığı çok daha güçlü roketi New Glenn ve sonrasında da New Glenn roketiyle fırlatılıp Ay’a gönderilecek Blue Moon iniş aracı sırada. NASA’nın Artemis programı kapsamında, insanlı iniş sistemleri geliştirmek üzere üç şirket proje yarışması sonucu 1 milyar dolara yakın

destek almıştı: SpaceX’in Starship’i (135 milyon dolar), Dynetics şirketinin modülü (253 milyon dolar) ve Blue Origin’in Blue Moon’u (579 milyon dolar). Önerdikleri projeyi, 2024’e kadar Ay’a insansız bir misyonla inip tekrar geri gelmek için daha da geliştirmeleri gerekiyordu. NASA bu şirketlerden ikisini seçecekti. Özellikle Blue Moon’un şansı çok yüksek görünüyordu, ama geçen ay sadece SpaceX’in projesinin seçildiği açıklandı. Blue Moon şimdi nasıl ilerleyecek henüz bilmiyoruz, ama Ay yüzeyine 4.5 ton malzeme taşıyabilecek bir uzay aracı yapmak istiyorlar. Umarım bu yarışta SpaceX tek kalıp tekel haline gelmez ve Blue Moon projesine de devam etmek isterler.

Eğer planladığı çizgide giderse Blue Origin adını yakın gelecekte daha çok duyabiliriz. Kim bilir, eğer her şey yolunda gider ve bu fırlatmalar yaygınlaşırsa uzay turizmi fiyatları da düşer. Yakın zamanda “uzaya çıktım, geldim” diyen insanlara sokaklarda da rastlayabiliriz.

Bu yazı Atlas Dergisi için yazılmıştır, dergi sayfalarını indirmek için pdf’i tıklayınız.

İLGİLİ